Elimde ölen çocuklarla değiştim

Aralık 12, 2006 at 5:16 am Yorum bırakın

Karaciğer naklinde dünyaca meşhur Münci Kalayoğlu, birikimlerini Türk meslektaşlarıyla paylaşmayı ve organ bağışı bilincini artırmayı hedefliyor.

‘Ben çocuk cerrahıyım ve çocukları çok severim. Mesleğimin ilk yıllarında, karaciğer rahatsızlığı sebebiyle ameliyat ettiğim 35 çocuğun hepsi ellerimde öldü. Bu çocukların acısı yüreğime oturdu ve 41 yaşında yeni bir kariyer için bütün düzenimi bozarak Amerika’ya gittim. Çünkü bu işi dünyada bilen tek adam orada çalışıyordu.’ Tıpta karaciğer transplantasyonu olarak da adlandırılan karaciğer naklinde, dünyanın önde gelen uzmanlarından kabul edilen Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, bu sözleriyle neden bu alanda kariyer yaptığı sorusunu cevaplıyor. 66 yaşında, ABD’deki kariyerini terk ederek Türkiye’ye dönen ve Memorial Hastanesi’nde çalışmaya başlayan Kalayoğlu’nun hayatında radikal kararlar hep belirleyici olmuş. Bir işi yapmayı kafasına koymuşken, hiç planlamadığı işlerin içinde bulmuş kendini. Bugün zirvesinde olduğu doktorluk da esasen onun, kariyer yapmayı hiç düşünmediği alanlardan.

ANATOMİ DERSİ DOKTORLUĞU SEVDİRDİ

Daha küçük bir çocukken elleriyle çalışmaktan ve üretmekten hoşlanan bir kişiliğe sahiptir. Bu sebeple mimar olmayı çok ister ya da inşaat mühendisi. Bunlar olmazsa mühendisliğin diğer alanlarına da razıdır. Bina iskeletlerine, model uçaklara da çok meraklıdır. Ankara Atatürk Fen Lisesi’ni bitirdiğinde, bu altyapının etkisinden olsa gerek, en fazla istediği bölüm İstanbul Teknik Üniversitesi’nin mühendislik fakülteleridir. Zaten o dönemin en makbul mesleği de mühendisliktir.

Üniversitenin sınavlarına girer ancak heyecanına engel olamaz ve 625’in karekökünü 25 yerine 15 olarak hesaplar. Yaptığı bu hata ona çok istediği mühendislik bölümüne mal olur. Bunun üzerine hiç planında olmamasına rağmen babasının zorlamasıyla bir de tıp sınavına girer ve toplam 150 öğrencinin kabul edildiği Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne 48. sıradan girmeyi başarır. Yıl 1957’dir. Dönemin önde gelen ağır ceza hâkimlerinden olan babası Sırrı Kalayoğlu bu gelişmeye çok sevinir. Ancak genç Münci’nin hayali doktor olmak değildir! İlk yıl okulla hiç ilgisi yoktur ve dört dersten ikmale kalır.

Hayatını değiştiren olaysa ikinci sınıfta gerçekleşir. Bir gün istemeye istemeye katıldığı anatomi dersindeki çalışma ortamı dikkatini çeker. İnsan vücudunu incelemek ilginç gelmiştir. Küçüklüğünden beri elleriyle çalışmayı sevdiğinden doktorluğa olan ilgisinin arttığını o derste fark eder. Ancak fakültenin elinde genç doktor adaylarını tatmin edecek kadar kadavra yoktur. Bir gün bazı arkadaşlarının, fakültenin hemen yanındaki mezarlıktan kemik bularak üzerinde çalıştıklarını öğrenir. O da arkadaşını yanına alır ve mezarlığa giderek bir kafatası bulur. Onun üzerinde çalışacaktır ancak evin banyosunda, kafatasıyla annesine yakalanınca kıyamet kopar!

Buna rağmen uygulamalı çalışmalardan vazgeçmez ve geçen yıl ikmale kaldığı derslerden bu sefer tam not alarak geçer. İşin sırrı severek çalışmaktır. Bugün bile o günlerin heyecanın taşıyor ünlü cerrah: “İnsan vücudu gündeme gelince, hiç istemediğim doktorluğu sevmeye başladım çünkü severek yaparsan, yaptığın iş güzel oluyor. Bugüne kadar bin 700 karaciğer nakli yaptım, şimdi çıksa 3 tane üst üste yaparım ve 24 saat çalışırım. Çünkü çok seviyorum. İnsanlara yardımcı olduğumu görmek beni çok rahatlatıyor.”

Münci Kalayoğlu’nun istemeden başlayan tıp eğitimi büyük bir başarıyla sona erer. Bütün derslerden tam puan alarak mezun olur. Hatta fakülteyi dereceyle bitirdiği için diplomasını İsmet Paşa’nın elinden alır. Bundan sonraki durak cerrahlıktır. Hacettepe’de genel cerrahi okur, oradan ABD’ye giderek çocuk cerrahisinde uzmanlaşır. 10 yıl boyunca ilgi alanı hep çocuklardır. Sayısız çocuğu ameliyat eder.

Mühendislikten tıbba geçişte olduğu gibi radikal bir değişimin başlangıcı da işte bu ameliyatlarda aldığı sonuçlar üzerine olur. Tıbbın o zamanki imkânları, çocuklarda sık görülen bir karaciğer rahatsızlığı olan ‘biliar atrezi’yi tedavi edecek seviyede değildir. Tek çözüm karaciğerin yenilenmesidir ancak böyle bir tedavi o zaman için yoktur. Aynı rahatsızlıktan dolayı ameliyat ettiği 35 çocuğun tamamının ölmesi, profesör olmasına ve kariyerinin zirvelerinde dolaşmasına rağmen hocayı yeni arayışlara iter. Dr. Thomas Starzl ismine de bu arayışın sonucunda ulaşır.

Dr. Starzl, dünyada ilk karaciğer transplantasyonunu, 1981’de Colorado’da gerçekleştiren cerrahtır. Münci Kalayoğlu, onun kendi ihtisasını da yaptığı Pitsburg’a geldiğini öğrenince, o eyaleti iyi tanımanın da verdiği güvenle hemen uçağa atlayarak yanına gider. Biraz dil döktükten sonra kendisine karaciğer naklini öğretmesi için Amerikalı doktoru ikna etmeyi başarır. Ancak bu, onun hayatındaki önemli bir kavşağın da işaret taşıdır. Türkiye’ye dönüp üniversiteden izin alır. ‘41 yaşında yeni bir kariyer mi olur, tekrar öğrenci mi olacaksın!’ deseler de bu izni almak için zorlanmaz; ama bu aşamada ikna etmesi gereken bir de eşi ve iki çocuğu vardır artık.

LIFE DERGİSİNE KAPAK OLAN CERRAH

O günleri anlatırken, aklına ilk gelen eşinin fedakârlığı oluyor Münci Hoca’nın. Bütün düzenini bozmasını hatta ev ve arabalarını satmalarına razı oluşunu unutamıyor: “Yine ameliyat ettiğim çocukların birinin ölümünden sonra yıkılmış bir halde eve gittim. Karım hâlimi hemen fark etti. Ona yaşadıklarımı ve Amerikalı doktorun yaptıklarını anlattım ve ‘kendim bu işi yapmadan ölürsem gözüm açık gider’ dedim. ‘Peki, nasıl yapacaksın dedi?’ Öğrenmem gerektiğini, bunun için sıkıntıya gireceğimizi söyledim ve eşim tereddütsüz olarak, ‘ben hazırım’ dedi. Eşimden Allah razı olsun, onun desteği olmasa yapamazdım.” Bu konuşma sonrası Kalayoğlu çifti Ankara’daki bütün birikimlerini satarak ABD’nin yolunu tutar.

Bundan sonrası bir profesör için yeni bir öğrenciliğin başlangıcıdır adeta. Dr. Starzl ile çalışmaya başladıktan sonra her yerde onu izler. Birlikte iki sene içinde 178 karaciğer ameliyatı yaparlar. Bu yıl 80. yaşını kutlayan bu efsane doktoru ‘dâhi bir cerrah’ olarak nitelendiriyor. İki profesörün o yıllarda tıp dünyası için son derece büyük bir yenilik olan karaciğer transplantasyonu, ünlü Amerikan dergisi LIFE’a kapak olur. 1982 Eylül sayısındaki kapak fotoğrafında, elinde karaciğer ile poz veren cerrah Prof. Kalayoğlu’dur.

Bu aşamada ilginç bir durum daha var altı çizilmesi gereken. O da Kalayoğlu’nun, Dr. Starzl’dan öğrendiği bu işe getirdiği bir yenilik. Başlangıçtaki karaciğer nakillerindeki başarı oranı sadece yüzde 20’dir. Kalayoğlu’nun başında bulunduğu ekip, 1987’de Wisconsin Üniversitesi’nde, karaciğeri vücut dışında belirli süre muhafaza edebilen bir solüsyon bulur ve bu gelişme karaciğer naklinde çığır açar. Kendisi bu olayı, ‘karaciğer nakillerini deneysel ameliyattan, tedavi edici ameliyata çeviren olay’ diye nitelendiriyor. Çünkü bu solüsyondan önce karaciğerin vücut dışındaki bekleme süresi 6-10 saat arasıdır ve bunun için çok hızlı ameliyatlar gerekmektedir. Via Span adı verilen yeni solüsyonla yıkanan karaciğerlerin vücut dışında bekleme süreleri 20 saate çıkar. Bu gelişme ameliyatlardaki başarı oranlarını yüzde 70’lerin üzerine taşır ve tıp dünyasında bu işe olan ilgiyi artırır.

O günlerde ameliyattan ameliyata koşturan Dr. Kalayoğlu, araya bu gibi buluşları nasıl sıkıştırabildiğini ise şöyle anlatıyor: “Solüsyon bulduk çünkü ben hocayım aynı zamanda. Bir yandan laboratuarda çalışıyorum, köpek ameliyatları yapıyorum. Tilkinin ciğerini köpeğe takıyorduk, bazen domuzdan alıp köpeğe takıyorduk. Domuzdan insana takabilir miyiz? Onun araştırmalarını yapıyorduk. Bizim solüsyonla karaciğerin içini yıkayınca iş değişti. Karaciğer transplantasyonunda çığır açtı.”

NİÇİN TEKRAR TÜRKİYE?

Kalayoğlu, nihayetinde hocadır ve laboratuar faaliyetleri kadar, öğrenci yetiştirmek, bildiklerini arkadan gelenlere aktarmak da vazgeçilmez görevlerindendir. Bugün onun, her biri ABD’nin değişik bölgelerinde çalışan 60’ı aşkın öğrencisi var. Onların hepsi de cerrah ve tamamı karaciğer üzerine çalışıyor. Transplant sonuçta bir ekip işi. Ameliyata girecek kadroda 3 cerrah, dâhiliye-cerrahi ve transplant uzmanları ile hemşirelerin bulunması şart. Türkiye’de ise böyle bir ekip kurmanın zorluğundan bahsediyor. ABD’de bu işi öğrenip dönen genç ve başarılı cerrahların kadrosuzluktan dolayı ekip kuramadıkları için öğrendiklerini uygulayamadıklarından yakınıyor. En önemli misyonunun ‘bildiklerini başkalarına öğretmek’ olduğunu söylüyor: “ABD’de ne kadar adam yetiştirdin ona bakarlar. Wisconsin Üniversitesi’ne bu işi öğrenmek için müracaat edenler 2010’a kadar kadroları doldurmuş durumda.”

66 yaşında, çocuklarını ve torununu geride bırakarak tekrar ülkesine döndü. Hayatını bir kez daha kökten değiştirmeyi göze alarak… Bunun en önemli sebebi, kariyerini, öğrendiklerini Türk cerrahlara aktarabilmek. ABD’de bir Türk doktoru eğitmenin çok zor olduğunu söylüyor; çünkü orada her eyaletin kendi kuralları var ve Türkiye’den gelen bir cerrahın, bulunduğu eyaletten ‘doktorluk yapabilir’ diploması almadan ameliyatlara girmesi kanunen mümkün değil. Bu açıdan gelen doktorları ameliyatlara sokamadıklarını, ameliyata giremeyen doktorun da doğal olarak işi öğrenemediğini söylüyor. Türkiye’de ise bu gibi çalışmalar daha kolay. Doktorlar için alınan izinlerin prosedürü daha basit. Bu sebeple ünlü cerrahın en büyük isteği, Türkiye’de bu işi olabildiğince fazla meslektaşına öğretebilmek.

GİDERKEN, GELMEYİ DÜŞÜNÜYORDUM

Ancak burada da başka sorunlar var. Doktorlar için izin almak ne kadar kolaysa, karaciğer nakli yapmak bir o kadar zor. Çünkü organ bağışları son derece yetersiz. Kalayoğlu, ilk bir ayda sadece iki ameliyata girebilmiş. “Türkiye’deki toplam karaciğer nakli, benim çalıştığım 250 bin nüfuslu Wisconsin’deki kadar. Bu çok üzücü bir durum.” diyor. “2005’te Wisconsin’de yapılan ameliyat sayısı 131. Türkiye’nin toplamında ise 168. Türkiye’de her 100 karaciğer hastasından sadece 7’sine nakil yapılıyor, 93’ü ölüyor.”

Rakamlardan söz açılmışken, Kalayoğlu kariyerini baştan sona değiştiren çocuklara da değinmeden edemiyor. 20 yılda yaptığı ameliyatlardan 206’sı çocuk transplantasyonu. Türkiye’de 1 yaşın üstünde yaptığı 35 biliar atrezi ameliyatında çocukların hepsi ölmüştü. Aynı durumdaki ve yaş grubundaki çocuklardan Amerika’da 36 ameliyat yaptığını anlatıyor. Ve bunların yüzde 94’ü yaşıyor. Kalayoğlu sırf bu farkın bile neden 41 yaşında yeni bir kariyere başladığının izahı olduğunu düşünüyor.

Hocanın eşi Belkıs Kalayoğlu’nun mesleği İngilizce öğretmenliği. Belkıs Hanım, eski Paris büyükelçisi Veysel Versan’ın kızı. Çiftin iki oğlu, Murat Veysel ve Sinan Sırrı, kariyerlerini ABD’de sürdürüyor. Büyük oğlu Murat Veysel Harvard’da göz ihtisası yapmış. Sinan Sırrı ise baba mesleği yerine dede mesleğini tercih etmiş ve hukuk okumuş. İnsan hakları hukuku üzerine çalışıyor ve ilgi alanı Ortadoğu. Şimdi Arapça öğreniyor.

“Hangi taşınma daha zor oldu, buradan ABD’ye gitmek mi, yoksa oradan geri dönmek mi?” diye sorduğunuzda, Kalayoğlu bu noktada hedeflerin ve ideallerin belirleyici olduğunu söylüyor. Belirli yaşa ulaştıktan sonra insanda öğrenmekten ziyade öğretme duygusunun ağır bastığını belirtiyor: “Benim oradaki misyonum bitti. Şimdi öğrendiklerimi burada, ülkemde uygulamak, doktor arkadaşlarıma göstermek yeni misyonum. Bir ameliyat daha yapsam ne yazar ama buradakiler yaparsa mutlu olurum. Türkiye’ye daha donanımlı dönebilmek için ABD’ye gittim. Giderken gelmeyi düşünüyordum. Memleketten uzak kaldığım her anı nasıl değerlendirebilirim bunu planladım. Bu işi şimdi iyi biliyorum. Türkiye’de toplam yapılan nakillerin iki mislini tek başıma yaptım. Ülkemin insanı bunlardan biraz faydalansın istiyorum. O açıdan gelişim de gidişim de çok kolay oldu.”

Peki, geriye dönüp baktığında hocanın içinde kalanlar, yapamadıkları var mı? “Bazen ne yaparsanız yapın başarılı olamıyorsunuz. Çünkü bizim hastalarımızın hastalıkları çok ağır. Ölenler olması sizi çok yıpratıyor.” diyor. Burada ilginç olan doktorla hastanın tedavi süresinde birbirlerine çok bağlanmaları. Kalayoğlu özellikle uzun süre tedavi ettikleri çocukların artık evladı gibi olduğunu ve onların ölümleriyle yıkıldığını söylüyor. Buna rağmen seçtiği yoldan pişman değil: “Şu anda sorsanız gene cerrah hatta çocuk cerrahı olmak isterim. Karaciğer cerrahı olmak isterim. Kendimi şanslı görüyorum. Allah’ıma şükrediyorum böyle bir mesleğim olduğu için çünkü iyileşen hastalarım beni çok mutlu ediyor. Ben yüce varlığa inanan bir insanım. Bu iş olmadığı zaman olmuyor, ne kadar iyi ameliyat yaparsanız yapın. Bazen de hiç olmayacak bir durumda, öldürmeyen Allah öldürmüyor.”

AMELİYAT MASASI ÇOK FARKLIYMIŞ!

Münci Hoca’nın bir alışkanlığı da önemli ameliyatlar öncesinde Ankara’da yaşayan annesinden dua istemesi. O dua edince işlerin düzeleceğine inanıyor: “Benim bu yönümü bilen bir meslektaşım bir gün bana geldi ve ‘bir hastam var kötüye gidiyor, annene söyle parası neyse vereyim, dua etsin’ dedi. Ben güldüm tabii, bu işin parayla pulla ilgisi olamaz ama yine de annemi aradım, ‘oğlum onun annesi yok mu, ondan dua istesin’ dedi, önce karşı çıktı ama yine de ikna edip onun hastasına da dua ettirdik.”

İki bine yakın hastayı ameliyat eden Prof. Kalayoğlu, kendisi aynı duruma düşene kadar hastaların ne kadar zorlandıklarını, psikolojilerinin nasıl bozulduğunu anlayamamış. Ta ki bir anjiyoya ihtiyaç duyana kadar. Meslektaşı ve yakın arkadaşının bıçağı altına yatınca, hastalarının neler hissettiğini anladığını söylüyor: “Ben hep hastaya yukarıdan bakardım işim gereği, ameliyat masasına yatıp aşağıdan bakan siz olduğunuzda durum değişiyor. Korkuyorsunuz. Arkadaşım geldi anjiyo için ve bana ‘söylemek zorundayım bu ameliyatın sonucunda yüzde 3 oranında ölme ihtimalin var, yüzde 2,5 oranında felç olabilirsin’ demez mi! Daha çok korktum ve hemen hanımla çocukları çağırdım. Onlarla vedalaştım, sonra küçük Kur’an’ımı istedim, onu avucuma aldım. Öylece girdim ameliyata.”

Bu tecrübe ünlü hekime çok şey öğretmiş. Her doktorun, hastalarını daha iyi anlayabilmesi için böyle bir tecrübeye ihtiyacı olduğunu düşünüyor.

KARACİĞERİN İKİ DÜŞMANI: HEPATİT VE ALKOL

Türkiye’de karaciğere bağlı rahatsızlıklar çok fazla. Bunun temel sebebi, hepatit B rahatsızlığının yaygınlığı elbette. Hepatit B aşısı olmak, karaciğeri korumak için şart. Hepatit B cinsel temastan, diş iltihabına kadar birçok yolla bulaşabilen bir rahatsızlık. Münci Kalayoğlu, özellikle alkole dikkat çekiyor. Çünkü karaciğerin hepatitten sonra en büyük düşmanı alkol. Alkole bağlı siroz ile insanlar karaciğerlerini adeta yok ediyor. Bir de Türkiye’de ağırlıklı olarak rakı gibi çok sert içeceklerin tüketilmesi, sorunu daha da ağırlaştırıyor. Alkol, hepatitli yani karaciğeri zedelenmiş hastalarda, rahatsızlığı daha da hızlandırıyor. Karaciğerleri korumanın yolu ise sağlıklı beslenmekten geçiyor. Şişmanlık sadece kalp değil karaciğer için de zararlı. Aynı şekilde sigara, sadece akciğerleri değil, karaciğeri de bozuyor. Münci Hoca’nın önerileri çok açık: “İçki ve sigara içmeyeceksiniz, kiloya dikkat edeceksiniz, çok yağlı yemeyeceksiniz ve spor yapacaksınız. Siz yağlı olursanız karaciğer de yağlanıyor, bunu unutmayın.”

Amerikan Lıfe Dergisine 1982’de kapak olan Münci Kalayoğlu, karaciğer naklinde çığır açan isimlerden. Kapakta elinde karaciğer ile görülüyor. (Aksiyon)

Entry filed under: Karaciğer ve Safrakesesi Hastalıkları, Sağlıklı Söyleşi. Tags: .

Horlamayı hafife almayın! Diz Eklemi Ve Bağları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Language

Sağlık & Yaşam'dan Ingilizce Sağlık Haberleri
For English:Click for English Language

Bu Sitede Sigara İçilmez!

Image Hosted by ImageShack.us
Sağlıklı bir Yaşam için Sigara içmeyiniz

Uzman Doktorlara Sorun!

Uzman Doktorlara Sorun Sorulariniz icin Uzman Doktorlara danışın.Sormak icin Tiklayiniz!

Üyelik

Sağlık Haberlerini E-mail yoluyla almak icin Tiklayiniz

Ziyaretçi Sayısı

  • 307,898 Kisi

Arşivler

Aralık 2006
P S Ç P C C P
« Kas   Şub »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Toplist

Iletisim:

saglikveyasam@gmail.com

Kitapyurdu’nda Sağlık-Tıp Kitapları

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.


%d blogcu bunu beğendi: