Archive for Mayıs, 2007
HEPATİT C İNFEKSİYONUNDA TANI ve TEDAVİ
Hepatit C infeksiyonunun tanısında kullanılan testler nelerdir?
Anti-HCV: Tarama testi olarak kullanılır. Rutin olarak anti-HCV taranmasına gerek yoktur. Bu test tanımlanmış risk faktörü saptanan olgularda yapılmalıdır. “Enzyme Immunoassay” (EIA) ile anti-HCV testi yapılması önerilenler:
|
|---|
Anti-HCV testi virüs alındıktan sonra ilk 4-10 hafta süresince ve immün sistemi baskılanmış olanlarda negatif bulunabilir.
Nükleik asit testleri:Tarama testleri ile anti-HCV pozitif bulunan hastalarda vireminin gösterilmesi gerekir. Bu amaçla HCV-RNA’nın serumda gösterilmesi esastır. HCV-RNA genellikle virus alındıktan sonra 1-2 hafta içinde saptanır. Kalitatif RNA testleri viremiyi göstermek için yeterli olmakla birlikte, tedavi planlanan hastalarda ve tedavi takibinde HCV-RNA kantitatif olarak belirlenmelidir. Kalitatif HCV-RNA testleri için alt sınır 50 IU/mL olmalıdır.
Viral genotip tayini:Hepatit C infeksiyonunda tedavi süresini ve tedaviye yanıt olasılığını belirlemek için tedavi öncesi dönemde mümkünse genotip tayini yapılmalıdır. Genotip tayini maliyet-etkindir.
Biyokimyasal testler:Tanıda biyokimyasal yöntemlerle karaciğer hasarının gösterilmesi önemlidir.
Serum transaminazlarının yüksek olması genellikle inflamasyon ve fibrozis ile uyumlu olmakla birlikte, normal olması karaciğer hasarının olmadığını göstermez.
Karaciğer biyopsisi:
Biyopsi karaciğer patolojilerinin diğer nedenlerinin dışlanması, nekroz ile inflamasyonun derecelendirilmesi ve fibrozisin evrelendirilmesi için gereklidir. Transaminaz düzeyleri dikkate alınmaksızın başlangıçta karaciğer biyopsisi yapılması tedaviye karar vermek için yol göstericidir.
Kronik hepatit C (KHC) infeksiyonunda tedavinin hedefleri nelerdir? Primer amaç HCV’nin eradikasyonudur.
Add comment Mayıs 8, 2007
BAHARDA YORGUNLUK DAHA ÇOK HİSSEDİLİYOR
Amerika’nın en köklü üniversite hastanesi Johns Hopkins Medicine’nin stratejik ortaklığı ile hizmete açılan Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıklar Uzmanı Dr.Sadi Vural, bahar yorgunluğu ve nedenleri ile ilgili bilgi verdi.
Hava ve mevsim değişikliği insan biyoritmini olumsuz etkiliyor.. Bahar aylarında havadaki elektrik yükü artıyor. Pozitif iyonların artması vücuda zindelik sağlarken, negatif yüklü iyonların artması ise yorgunluk, halsizlik ve gerginliklere neden oluyor.. Artan negatif iyon yükü mevcut şikayetlerimizi de tetikliyor ve alerjik reaksiyonlar, solunum yolu hastalıkları, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, romatizma ve mide rahatsızlıkları bahar aylarında artış gösteriyor.
Add comment Mayıs 8, 2007
Sezaryen bir sonraki hamilelik için de riskli
Son yıllarda, pek çok kadının tercih ettiği sezaryenle doğum yönteminin açık riskleri, uluslararası bir jinekoloji dergisinde yayımlanan araştırmayla gözler önüne serildi.
Araştırmaya göre, ilk doğumunu sezaryenle yapan kadınlar ikinci hamileliklerinde hem kendilerinin hem de bebeklerini hayatını tehlikeye atacak ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilir.

Doktorlar her ne kadar normal doğumu önerse de, çok sayıda kadın bazen saatlerce süren acılar çekmektense sezaryeni tercih ediyor. Ancak uluslararası bir jinekoloji dergisinin yayımladığı çalışma, sezaryenin ciddi sakıncalar yaratabileceğini somut bir biçimde ortaya koydu.
(dahası…)
Add comment Mayıs 8, 2007
Daha çok Türklerde görülen hastalığın sebebi bilinmiyor
Prof. Dr. Rasim Küçükusta, dünyada en çok Türklerde görülen ve sebebi bilinemeyen alveoler mikroalitazis adlı hastalığın akciğerde minik taşların oluşumu ile meydana geldiğini söyledi.
En çok Türklerde görülen hastalığın en belirgin özelliği öksürük ve nefes darlığı.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rasim Küçükusta, dünyada en çok Türklerde görülen tek hastalığın “alveoler mikroalitazis” olduğunu söyledi. Küçükusta, bu hastalığın Türklerde sık görülmesinin nedeninin bilinmediğini, hastalığın, akciğer dokusunda hava kesecikleri (alveoler) içinde sayısız, minik küçük taşların oluşumu ile meydana geldiğini belirtti. Hastalığın en fazla Türklerde görüldüğünü, onları İtalya ve Amerikalıların izlediğini ifade eden Küçükusta, hastalığa her yaştan insanda rastlanabildiğini bildirdi. Alveoler mikroalitazis hastalığının, en sık 30-50′li yaşlarda görüldüğünü, özellikle erkeklerde daha çok rastladığını ifade eden Küçükusta, “Hastalığın ailesel özelliği vardır, özellikle kardeşlerde sık görülür.” dedi.
(dahası…)
Add comment Mayıs 7, 2007
Az yiyen uzun yaşıyor
Bilim adamları az yemek yemenin ömrün uzamasına fayda sağladığını ortaya koyan bir gen belirlediler. Araştırma sonuçları, hayvanlarda olumlu sonuç verdiği gözlenen kalori azaltma yönteminin, insanlarda da işe yarayabileceğini gösteriyor.
1930’lu yıllarda yapılan deneyler, günlük kalori alımı azaltılan laboratuvar hayvanlarında kanser, diyabet, ve kalp hastalığı riskinin azaldığını gösteriyordu ama bugüne dek yapılan araştırmalarda, kalori alımını azaltmanın ömrü uzattığına ilişkin yeterli kanıt bulunamamıştı.
Uzmanlara göre, ömrün uzamasının avantajlarından yararlanılabilmesi için, günlük kalori alımının yüzde 60 kadar daha azıyla sınırlanması gerekiyor.
Ancak bulgular, insanların beslenme düzenlerini değiştirmelerine gerek kalmadan az yemenin getirilerinden faydalanmalarını sağlayacak haplar geliştirilmesine de olanak sağlayabilir.
(dahası…)
Add comment Mayıs 7, 2007
Yaz ve Kalp Hastalıkları
Kalp Hastalarının Hastalıkları gereği yaşam boyu dikkat etmeleri gereken bazı kurallar vardır.
Bunlar çoğu kez hastalar tarafından yeni bir yaşam şekli olarak algılanır. Mümkün olduğunca da uymaya özen gösterilir
Her mevsimin kendine özgü güzelliği ve özelliği vardır. Kışın karı ve soğuğu ile yazın sıcağı ve denizi bunların başında gelir.
Kalp Hastası olan kişi yazın ve denizini çok seviyor da olsa, kendini mümkün olduğunca sıcaktan ve yaz-deniz keyfi adına yorgunluktan korumalıdır. Bu nedenle sıcağın ve koruyucu hareketlerin sakıncalarına kısaca değinmek uygun olur.
(dahası…)
Add comment Mayıs 6, 2007
Prof. Dr. Mehmet Öz’den sağlıklı yaşam önerileri
Dünyanın en ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz’e göre kalp krizinin başlıca nedeni aşırı kilolar. Yaptığı buluşlarla Amerika’da ‘milenyum doktoru’ seçilen ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Mehmet Öz, uzun ve sağlıklı yaşamanın reçetesini verdi.

Günde sekiz bardak su içmek kalp krizi riskini yarı yarıya azaltıyor
Dünyaca ünlü Prof. Dr. Mehmet Öz, kalp krizinden korunmanız için önerilerde bulundu: Aşırı şişmanlıktan kaçının. Kolesterol seviyenize dikkat edin. Son yapılan bir araştırmaya göre, günde beş bardağın üzerinde su içenlerde kalp krizi geçirme oranı yarı yarıya azalıyor; sekiz bardak su için. Son tavsiyem ise, hayatta bir amacınız olsun…
(dahası…)
Add comment Mayıs 6, 2007
Dizlerinizde ağrı mı var? Menisküs olabilirsiniz
Menisküs sadece bir sporcu hastalığı değildir.
Birçok insan menisküse ya da çapraz bağ yırtığına
maruz kalabiliyor. İlaçla tedavisi ise yok.
Isınmadan antrenmanlara çıktıkları ve antrenmanda darbelere maruz kaldıkları için daha çok futbolcularda görülen menisküs, ev hanımları için de risk oluşturuyor. Uzun süre dizüstü çalıştıktan sonra ani olarak kalkmaya çalışan ev hanımları menisküs yırtığı ile karşı karşıya kalabiliyor.

Menisküs, daha çok bacak sabitken vücudun diz eklemi üzerinde dönmesiyle zedelenip yırtılabilir. Yırtılma sırasında şiddetli ağrı olur ve eklemin içinde bir şeyin yırtıldığı hissedilir. Menisküs, halk arasında ‘sporcu hastalığı’ olarak biliniyor. Menisküs yırtığı oluşumunda ikinci sırada ise ev kadınları ağırlık kazanıyor. Ev hanımlarının uzun süre dizüstü çalıştıktan sonra kalkmaya çalışmaları, menisküs yırtılmalarına neden oluyor. Bu nedenle ev kadınları eğer uzun süre dizüstü halı silmişlerse, aniden ayağa kalkmaktan kaçınmalı.
(dahası…)
Add comment Mayıs 4, 2007
Her gün 2 litre su ve 1 bardak soda için
Vücudun gün içinde kaybettiği sıvı ve minerallerin tamamlanması için günde 2 litre su ve 1 bardak soda içilmesi önerildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, küresel ısınma nedeniyle artması beklenen sıcaklıkla havadaki nem oranının da daha fazla olacağı uyarısında bulunarak, “Havadaki nem oranına ve sıcaklığa bağlı olarak bazı zorluklar ortaya çıkıyor. Bu nedenle mümkün olduğunca sıvı alımının artması gerekiyor. En önemli şeylerin başında su geliyor” dedi.
(dahası…)
Add comment Mayıs 4, 2007




